10 Temmuz 2009 Cuma

Kaptanlığa giden yol






Arda Turan'a Galatasaray'ın 10 numaralı forması verildi ve takım kaptanlığı emanet edildi.




Olayın Aralık 2008'den itibaren kronolojik gelişimini hatırlamak gerekiyor bu noktada :




1- Lincoln'e Hertha Berlin maçında kaptanlık verildi.




2- Arda Turan bu kararı protesto etmek amacıyla " artık ikinci kaptanlığı asla takmam dedi"




3- Adnan Polat, kaptanlık konusunda huzursuz olduğu belirtilen Arda, Sabri gibi oyuncuları kastederek : "Florya'nın beş kapısı var, yönetimin kararlarına itiraz eden gider" dedi.




4- Bülent Korkmaz'ın teknik direktörlüğe getirilmesiyle Galatasaray içerisindeki yerliler ve yabancılar arasındakı gerginlik, Lincoln meselesi başta olmak üzere iyice keskinleşti.




5- Sezon kötü bir sonuçla bitti, Lincoln dönmemek üzere Brezilya'ya gitti.




6- Aziz Yıldırım, Arda Turan'a transfer teklifi yaptı.




7- Galatasaray Arda Turan'ı kaptanlığa getirip, Lincoln'ün geçen sene giydiği 10 numaralı formayı teslim etti.




Bu noktada Galatasaray yönetimi, merkezi yönetime başkaldıran unsurlara beylik, ayanlık gibi ünvanlar vererek pazarlık etmeyi seçen Osmanlı İmparatorluğu yöntemini benimsemiş görünüyor.




Aziz Yıldırım, Arda'ya transfer teklif ederek, oyuncunun üzerindeki baskıyı arttırmayı amaçlamıştı. Yıldırım'ın Galatasaray yönetiminin bu karşı hamlesinden memnun olduğunu tahmin ediyorum, 22 yaşındaki oyuncunun üzerinde çok büyük bir sorumluluk var artık..




Gelinen bu noktada bu kararın olumlu mu olumsuz mu sonuçlanacağı sorusunun cevabı Arda'ya bağlı. Üzerindeki baskıyı kaldıracak olgunluğu göstericek potansiyel var kendisinde.


Bu kadar aranılan bir oyuncu iken, maaşına yüzde yüz zam yaptırtmak yerine "kaptanlık, efsane olmak, Metin Oktay'ın forması" gibi değerlerle motive olması taraftarı mest ediyor.



Galatasaray taraftarının kendisinden beklentileri şunlar :




Her ahval ve şeraitte, gerekirse saygı duyduğu futbol abilerini kırmak pahasına, Galatasaray'ın
çıkarlarını gözetmesi..

Sempatikliği ile yerli ve yabancı oyuncular arasında köprü olması..

Lincoln gibi antipatik bulabileceği bir oyuncuya karşı "Lincoln'ü yedim, bunu da yerim" mantığıyla değil, kaptanlığın gerektiği höşgörüyle yaklaşması, kazanmaya çalışması.

Son olarak, Emre Belözoğlu ile yakınlığı taraftarı çok rahatsız ediyor. Bu yakınlığı en azından kamuoyunun gözüne sokmaması gerekiyor artık Galatasaray kaptanının.

Share/Save/Bookmark

6 yorum:

obsesif dedi ki...

10 numara konusunda 10 numara bir karar ama bence 1 takımın kaptan oyuncusu, takımın ağabey konumundaki oyuncusu olmalıdır. hani yeri geldi mi ? hoyt lan barış koş ilerde bas vs diye de sertçe tepkiyi koyup, takımı ayaklandırabilmelidir, ya da saha içi gerilimleri beyler dağılın kart görcekseniz sie lan diyerek sonlandırabilmelidir.. arda ağabey konumunda değil 1, ayhan'a, kewell'a vs hoyt yapabilcek konumunda değil 2, gerilimi sonlandıracak en son adamlardan biri 3.. bence yanlış karar.

cheese dedi ki...

degisik bir bakis acisi. ama unutmayalim, hollanda da potansiyelli genc oyuncular kaptan yapiliyor. aklima van der vaart örnegi geliyor misal, ajax'ta ve milli takimda cok genc yasta kaptandi.

arsenal'de keza fabregas kaptan.

yani bu baski olayini da cok büyütmemek lazim, takim icinde hersey uyumluysa...

Keten Şebekseven dedi ki...

Yazınıza aslında çok çok katılıyorum. Özellikle Lincoln'ün -ve hatta Skibbe'nin- yenmesinde yerlilerin payı olduğu kısmı genelde görmezden geliniyor. Arda'nın bu sorumluluğu kaldırabileceğini düşünüyorum. Başka bir yabancı oyuncuya yılda 3 milyon euro, ve bu denli taraftar sevgisi verilmediği sürece bir sorunu da olmaz. Ama haksız yere kendisinden daha önde tutulduğunu hissettiği takım arkadaşları olursa, fazlalaşan nüfuzunu kullanmak isteyecektir. Allah korusun, çok tehlikeli noktalara varabilir hoca(hele rijkaard olursa)-yönetim-yerli-yabancı ilişkileri.

Ayberk dedi ki...

Aslinda madde madde yazman cok guzel olmus. Kaptanlik pazubandinin kutsal oldugu Turkiye'deki tek kulubun o kutsal bandini bir karaktersizin koluna takmasi ve bunun neticesinde gelisen olaylarin buyuklugu ve bu hareketin getirdikleri bandin Galatasaray kulturu icin ne kadar onemli oldugunu bir kez daha gostermistir.
Neyse ki dun itibariyle dogru bulunmus, bant tekrardan altyapi cikisli bir oyuncunun koluna takilmistir. Her ne kadar yas olarak Sabri ilk akla gelen isim olsa da bu oyuncunun kaptanliga uygun bir profil cizmemesi nedeniyle bant bence gayet uygun bir kaptan profili cizen Arda'nin oldu. Genc yasina karsin takim icinde etkisi disaridan bile hissedilen bir oyuncu Arda. Liderlik vasiflari da fazlasiyla mevcut. Gorevini layigiyla yapacagina ben inaniyorum. Ve ikinci kaptan da Ugur Ucar olmalidir diyorum.

Mu dedi ki...

...Bu noktada Galatasaray yönetimi, merkezi yönetime başkaldıran unsurlara beylik, ayanlık gibi ünvanlar vererek pazarlık etmeyi seçen Osmanlı İmparatorluğu yöntemini benimsemiş görünüyor...

Çok güzel benzetme. Bana bir nevi Arda'dan özür dileme ve zaten 1-2 sene içinde olacak bir süreci hızlandırma ve Arda'yı takımda tutma politikası gibi geliyor. Ancak Arda'nın özellikle GS-FB maçındaki davranışlarını gördükçe bir süre Ayhan-Kewell-Servet 3'lüsünün kaptan olarak kalması daha yakışık alırdı gibi geliyor.
Bence takımda yaşça büyüklerin olması Arda üzerinde baskı yaratmaz, çünkü ondan yaşça büyük futbolcular yeterince olgun karaktere sahipler (Ayhan, Kewell, Emre Aşık, Servet, Balta, Baros). Tabi bu noktada Sarbi için ayrı bir parantez açmaya gerek var :) Yeterince aklı çalışıyosa (ki bence negatif), yönetimin neden kendisine değil de Arda'ya kaptanlık verdiğini anlar ve 12 yaşındaki mahalle topçusu davranışlarından vazgeçer.

3Pas1Gol dedi ki...

Çok yakıştı ama son maçta da kaptanlığın verdiği sorumluluğu tamamen yerine getirdi her zamanki gibi :)