19 Haziran 2009 Cuma

Nasıl bir psikolojik savaş bu?



Havaların ısınması, keyifsizlik, alkol tüketiminin artması derken yazıları aksattık, eksikliğini hisseden varsa affola.


Yazıları aksatmamızda gündem boşluğunun da etkisi var muhakkak.


Sonuna geldiğimiz hafta gündem biraz hareketlenir gibi oldu :

Haftanın en önemli hadisesi, hükümet ve Fethullah Gülen cemaatini bitirme planlarının yazılı olduğu iddia edilen "belge" olayı idi.


"Darbeye elbette karşıyız, böyle birşey varsa sorumlular cezalandırılmalı, belgenin doğruluğu araştırılmalı, ordu gözbebeğimizdir, Türkiye'ye demokasi ne zaman gelecek, cuntalara hayır"


Yukardaki beylik cümlelerle dolu onlarca klişe yazı çıktı gazetelerde..

Yazarları da hoşgörmek gerekir, konu sıkıntısı çekiyorlar..Kalemlerin hemen hepsinin de dokunamayacağı bam telleri var. Bu şartlar altında da hiçbirşey söylemeden konunun etrafında dolanıp duruyorlar şekil 5'te görüldüğü üzere.


Biz lafı geveleyip uzatmadan fikrimizi direkt olarak söyleyelim.


Söz konusu belge gerçek de olsa, sahte de olsa farketmez: Olay, Taraf gazetesi eliyle yürütülen psikolojik bir savaştır.

Bu belge karşısında veryansın edenlerde samimi bir demokrasi kaygısı olsa, yapılması gereken belgeyi basına sızdırmak değildir.
Olayı gizlice soruşturmak, sorumluları cezalandırmak, gerekirse de komuta kademesinin istifasını istemektir.


Tayyip Erdoğan ile İlker Başbuğ'un görüşmesinin olumlu sonuçlanması, sonra da AK Parti'nin savcılığa başvurması gibi manevralar ise yalancı pehlivanlıktan ibarettir.


Kamuoyu nezdinde Silahlı Kuvvetler'e karşı yürütülen psikolojik savaşın zamanlaması da dikkat çekici.

Zira sonbaharda AK Parti'ye açılması muhtemel kapatma davasının dedikodusu iyice ayukka çıktı.

O davadan önce bürokrasiye karşı bir baskın taaruz ile mevzi kazanma çabasına girmiş olabilirler.


Peki başarılı olacaklar mı?

Militer mantığa uzak biri olarak, askerin hakkını verdiğim bir yönü vardır :

Psikolojik savaşı iyi bilirler.


O yüzden, Silahlı Kuvvetler içerisinde hükümet ve cemaat karşıtlığını radikal düzeyde yaşayanların, şu anda kendilerine karşı yürütülen psikolojik savaş karşısında kahkahalarla güldüklerini düşünüyorum.


Neden mi?


İki sebepten..


1- İçlerinde darbe yapma veya muhtıra verme heveslisi olanlar varsa, en sevdikleri ortam oluşmuş durumdadır.

Darbeler tarihine bakarsanız, hemen hepsinde müdahele öncesi darbe söylentileri, türlü dezenformasyonlar eşliğinde uzun süre tartışılmıştır.


"Şuyuu vukuundan beterdir" sözü darbe ortamı yaratmak için fazlasıyla geçerlidir.


2- Silahlı Kuvvetler gibi kapalı devre yaşayan topluluklarda, kendilerine yönelik bir saldırı olduğu hissi uyanırsa, tüm görüş ayrılıkları unutulur ve sıkıca kenetlenilir.


Bir kediyi duvara sıkıştırır ama tamamen etkisiz hale getirmezseniz sizi tırmalar.


Elinde tüfek olan birini köşeye sıkıştırırsanız şayet, en iyi ihtimalle kafanıza dipçikle vurur.


İran'daki gelişmelerin de Türkiye'ye yansımaması imkansız.


Yaz boyunca konu sıkıntısını fazla çekmeyeceğiz gibi gözüküyor.

Share/Save/Bookmark

6 yorum:

Başkanson dedi ki...

Şu konuda benim gibi düşünen birisini görünce çok sevindim açıkçası. Yani kimse tutupda darbe olsun şu olsun demiyor ama burada "f tipi hareketin" güçlenmesine yönelik esasın gözden kaçırılma ve saptırılma telaşı zaten basını almış yürümüş.
oy vermem ve sevmem; akp ye karşı zihniyetteyim ama darbe kavramına da karşıyım.milletimiz kendi içinde kendi iradesini ortaya koyabilmeli. ilker başbuğ un "demokrasiye bağlıyız ve darbe karşıtıyız" söyleminden sonra halen "vurun vurabildiğiniz kadar" mantığyla bülent arınç gibi seviyesi bellilerin çığırması durumu çok güzel açıklamakta aslında.
..............
akp, mazlum edebiyatı yapmadan, mağrur rolüyle bu ülkede çökmeye mahkumdur ve mazlum rolündeki mağrur olmak için bu yapay fırsatların üstüne var güçleriyle çullanıyorlar olay budur.
şu dakikadan sonra yolsuzlukların bile tsk nın "ihma planı" ile ilişkili olarak tanımlanacağını düşünüyorum.ellerinden geleni ardına koymazlar.
taraf gazetesinde "fetullahçı kadrodan ve doç. ünvanı ile emniyette ders veren hoca-yazarlar" olduğu gerçekleri bu haberleri çok daha manidar kılıyor

rotariu dedi ki...

dediklerinin çoğu doğru ama.burda yapılması gereken burda yapılması gereken normal birşeymiş gibi darbeyi meşrulaştırmak mıdır acaba?tarafın yaptığı bir gazetecilik başarısı ya da psikolojik savaş değil her türlü yayın organına giden bu belgeyi yayınlama cesareti göstermesidir.

Başkanson dedi ki...

önce belgenin orjinal olduğu kanıtlanmalı ki, sonrasında cesaretten ya da başarıdan sözedilebilsin.
aksi takdirde anca sahtekarlık ve millete yalan haber satmaktan sözedilebilir.
...........................
darbeyi meşrulaştırmak isteyenler "kenan evren cennette önemli bir yer edinmiştir, büyük bir hayır insanıdır" diyen fetullah ve onun gazeteleridir aslında. darbe çığırtkanlığı yoluyla hükümete mazlum edebiyatı yaptırtmak çok net bir amaç.
birisi bir gün çıktı : "demokrasi bizim için amaç değil araçtır" dedi...
ardından "demokratın önde gideniyiz" imajını vermek için ellerinden geleni yaptılar.
şu anda bolu da "nur cemaatinin-mana boyutlu demokrasi" toplantıları yapılmakta.
mana boyutlu...
çevrilen, yanmayan kaz...
amaç değil araç...

rotariu dedi ki...

tabi ki belgelerin orjinal olduğu kanıtlanmalı.ancak tsk nın yakın tarihine baktığımızda bu konuda çok sabıkası olduğunu görürüz.yani tut ki bu belge sahte çıktı daha önceki andıçları,darbe planlarını gündeme getirmesi bile benim açımdan önemli...
gülen cemaatine gelince;onların ne yaptığıyla ilgilenmiyorum açıkçası.ancak onların demokratik değerleri savunması bunların yanlış olduğunu göstermez.ha onlar için araçtır benim için amaç.ben sadece ülkemin artık bu üçüncü dünya ülkesi rezilliklerinden kurtulmasını istiyorum.

Kaşif dedi ki...

Sinocum, "İran'daki gelişmelerin de Türkiye'ye yansımaması imkansız. " demişsin. İranda ne olup bittiğine dair bir fikrin var mı? :)

SINO dedi ki...

Olmaz mı. Birgün toparlayıp yazacağım inşallah İran yazısı